Samanlıkta tutkulu anlar
Evliliğimizin üzerinden bir yıl geçmişti. Eşim Murat'ın geçmişinde birçok ilişkisi olduğunu biliyordum ama yine de onunla evlenmeyi seçmiştim. Aşk dediğimiz o güçlü duygu beni tamamen sarmıştı. Üniversite yıllarımda şehirde modern bir hayat sürmüştüm. Murat'la tanıştığımda onun özgür ruhlu yapısı ve anlayışlı tavırları beni derinden etkilemişti.
İkimizin arasındaki tutku hiç bitmeyen bir nehir gibiydi. Birbirimizi nasıl heyecanlandıracağımızı, nasıl ateşleyeceğimizi çok iyi bilirdik. Sevişmelerimizin ardından yan yana uzanıp sigara içer, konuşurduk. Fantezilere meraklı olan eşim zamanla beni de kendine benzetti. Anlattığım bu deneyimi köyde yaşamıştık.
Fındık toplama mevsimiydi. Murat yıllık iznini kullanmıştı. Köye gitmek için ısrar ettiğimde bana sarılarak "Orada isteklerimi yerine getirirsen hemen gideriz" demişti. Elleri belimde dolaşmaya başlamıştı.
"Ne istiyorsun bakalım?" diye sorduğumda heyecanımı saklamaya çalışıyordum. Dudakları boynumda gezinmeye başladı. Dili ensemde dolaştıktan sonra kulak mememe ulaştı.
"Hayallerimi..." dedi ve göğüslerimi okşayan elleri yavaşça amıma doğru kaydı.
"Hayallerini anlat bana, yapabilir miyim bir bakayım..." dedim.
Siki zaten kalkmıştı. Götümde hakimiyetini göstermek istercesine sert ve tutkulu davranıyordu. Yatağa kadar bekleyemedik ve orada ayakta muhteşem bir sikişme yaşadık.
Beni kucaklayıp duvara yasladı. Beline doladığım bacaklarımın arasından sikini amıma soktuğunda "Ahh, ohhh" diye inlerken vücudunu ısırıyor, içimdeki sikinin verdiği hazla boşalıyordum.
Köye vardığımızda temiz hava yüzümüze çarptı. Taze süt, köy yumurtası, mısır ekmeği, taze hamsi ve karalahana... Hepsini çok severdim. Murat da doğal ürünlere büyük ilgi gösteriyordu. Ailesi fındık toplamaya gittiğinde ben evde işlerle uğraşırdım. Murat da bahçede çalışırdı.
Köye gelişimizin beşinci günüydü ve Murat bana hiç dokunmamıştı. Bir planı olduğundan emindim. Şehir kıyafetlerimi çıkarıp köy giysilerimi giydiğimde "Muhteşem" dedi.
Saçlarımı iki örgü yapıp başıma renkli bir yazma bağladım. Önden düğmeli bir gömlek giydim ve çiçek desenli şalvarımı geçirdim. Beline peştemal sardım ve aynaya baktım. Götüm dolgun görünüyordu. Memelerim sütyensiz olduğu için gömlekle birlikte sallanıyordu. Tam bir köylü güzeli olmuştum. Murat beni görünce boğazından bir ses çıkardı.
"Sanki yeni tanışmışız gibi davranacağız" dediğinde gözlerindeki arzuyu ve pantolonunun önündeki kabarıklığı fark ettim. Oyun oynayacaksak en iyi şekilde oynayacaktım.
"Sen işine bak..." diyen Murat ortadan kayboldu.
İçim burkuldu. Aslında beni görünce hemen üstüme atlayacağını, beş gündür el değmemiş vücudumu oracıkta sikeceklerini, harika bir sikişme yaşayacağımızı düşünmüştüm.
Akşam erken uyuduk. Gece boyunca erotik rüyalar gördüm. Sabah erkenden kalkıp süt kaynattım. Kahvaltıyı hazırlayıp herkesi uyandırdım. Onları fındık bahçesine uğurladıktan sonra ev işleriyle ilgilendim. Murat yine ortada yoktu.
Ocakta su ısıtıp leğeni mutfağın taş zeminli bölümüne taşıdım. Soyunup leğenin içinde yıkanmaya başladım. Tasla su dökerek her yerimi yıkadım. Sabunlu ellerimi özlem duyan vücudumun her yerinde gezdirdikçe iyice azdım. Artık cinsel isteklerime engel olamıyordum.
Tam parmaklarımı amcığımda gezdirmeye başlamıştım ki, evin altındaki ahırdan bir ses geldi. Sert bir çarpma sesi evde yankılandı. Evde kimse yoktu, bu ses nereden geliyordu?
Korktum. Çıplak vücuduma şalvarı ve gömleği geçirip başıma yazmayı taktım. Ses devam ediyordu. Koşarak ahıra girdim.
İçerisi sıcaktı ve saman kokuyordu. Bu kokunun içinde hayvan kokusu da vardı. İçeride bir şey göremedim. Arkaya doğru ilerlerken aniden üstüme biri atladı.
Korkudan donakaldım. Bağırmak için ağzımı açtığımda bir el ağzımı kapattı. En azından bunun bir insan olduğunu anlamıştım. Panik içinde onu tırmalamaya ve ısırmaya başladım. O memelerime ve amıma saldırıyordu. Şalvarımı aşağı çektiğinde don giymediğimi görünce "Ohhh" dedi.
Sesini tanıdım. Bu Murat'tı. Samanların ve pisliğin içinde yuvarlanarak üstüme çıkan eşim gömleğimi yırtarak memelerime ulaştı.
İçimde vahşi bir kadının içgüdüleri vardı. Murat'ı ısırarak, tırmalayarak ama aynı zamanda okşayarak iyice kışkırttım. Bir tekme attığımda beni bıraktı. Ayağa fırlayıp temiz samanların olduğu yere koştum. Mısır yapraklarının üstüne yuvarlandım.
Murat çıplak bir şekilde yanıma geldi. Bakışları vahşi, nefes alışı hızlıydı. Dudaklarımı ağzına aldı ve emdi. Alt dudağımı ısırıp üst dudağımı yaladı. Ben de deneyimsiz bir köylü kızı gibi çırpınıyor, Murat'ın göğsüne yumruk atıyordum.
"Bırak beni... Ağalar gelirse seni öldürür" dedim. İki mememi birden avuçlayıp sikini amıma bastırdı.
"Ağaları boş ver... Ben seni bir kere sikeyim de... Bir kere amına koyayım da... Varsın beni öldürsünler" dedi.
Memelerimin uçlarını dudaklarıyla çekip bırakıyordu. Amıma dayanan siki taş gibi sertleşmişti.
"Beni ölümü göze alacak kadar çok mu istiyorsun?" dedim.
"Sevgi falan değil... Sikmek istiyorum seni... Seni sikebilmek için ölürüm..." diyerek üstüme çullandı. Keşke sikini amıma değil ağzıma verseydi... Parmağımı emmeye başladım.
"Çocuklar parmak emer, kadınlar yarak emer" diyerek sikini ağzıma verdi.
Götünü tutup kendime doğru çektim. Siki ağzımın içindeyken taşakları boynuma çarpıyordu. Sikini dibinden tutup başını yaladım.
"Daha derine al yarrağımı..." diyen Murat beni yere itti. Boynuma çöküp sikini ağzıma sokup çıkarmaya başladı.
Boğulacak gibi oluyordum. Kurtulmak için çabaladıkça arzum artıyordu. İçimi yakan şehvet Karadeniz dalgaları gibi kabarıyor, amım ıslandıkça ben daha da tutkuyla yanıyordum.
Murat üstümden kalkıp beni yerden kaldırdı. Vücudumda pençe gibi tuttuğu yerler kızarmış, samanlardan çizilmiş ve hırpalanmıştı. Birkaç yerden hafif kan sızmıştı. Murat sikini tutup üstüme gelirken "Hayır, bırak beni... Ben sana yar olmam" deyip elinden kaçtım.
Ahırın içinde kovalamaca oynuyorduk. Biri içeri girse şaşırıp kalırdı. İkimiz de çıplak, ikimiz de perişan haldeydi. Samanlar memelerime batmış, amımın kıllarına karışmıştı. Ayaklarım pislik içindeydi.
Ama bunların hiçbiri önemli değildi, arzudan gözüm dönmüştü. Murat'ın sırtı bana dönükken sırtına atladım ve kollarımı boynuna doladım.
"Sikemezsin, amımı sana vermem" dedim.
"Amın da götün de benim" diyerek beni üstünden fırlattı.
Yere, saman balyalarının üstüne sertçe düştüm. Bir an sersemledim. Murat üstüme atladı. Bacaklarımı kaldırıp taş gibi sertleşmiş sikini amıma soktu. Vahşi gibiydi. Zaten ahırda yuvarlanmaktan ikimiz de vahşi hayvanlara benzemiştik. Amcığıma öyle koyuyordu ki debelenerek "Iııhhh, ahh yırtılacak... Biraz yavaş ol" diye inliyordum. Ama amıma sert sokuşu, içimdeki gidiş gelişi durmasını istemiyordum. Ona sarılıp "Dön" dedim.
Yuvarlandık ve ben üste çıktım. Murat'ın yarrağını amıma aldığım kadar sokmuş, dudaklarını da dudaklarımın arasına almıştım. Dilini emiyor, memelerimi okşuyordu. Parmağını klitorisime değdirip götümü yoğuruyordu.
"Ohh, ahh" diye inlerken Murat'ın yarrağı içimde büyüyor, içimdeki zevk de büyüyordu. Murat beni tekrar altına aldı. Bacaklarımı iyice açtırıp sikini amıma soktu çıkardı, soktu çıkardı... Öyle bir zevk aldım ki boşalmaya başladım.
"Ahhhh, ohhhhh Murat... Ohhhhh" diye bağırırken Murat da boşaldı.
İkimiz de yere yığıldık. Bir süre öyle kaldık. Sonra Murat beni kucaklayıp öptü.
"Seni çok seviyorum" dedi.
"Ben de seni" dedim.
O gün samanlıkta yaşadığımız fantezi hala aklımdan çıkmıyor. Murat'la aramızdaki tutku hiç sönmüyor. Her gün yeni fanteziler kuruyoruz ve bunları hayata geçiriyoruz.