Arkadaşımın Babası

Arkadaşımın Babası seks hikayesi

İsmim Gül. On sekiz yaşındayım, sarı saçlı, mavi gözlü, çevremde sevilen bir kızım. Selin adında yakın bir arkadaşım var, ara sıra onların evinde geceliyorum. Maddi açıdan çok iyi durumdalar, üç katlı lüks bir villada yaşıyorlar.


Selin'e gitmem sadece arkadaşlık için değil, o lüks evde vakit geçirmek, zenginliğin tadını çıkarmak için de oluyordu. Ailem de arkadaşımın ailesiyle tanıştığından onlara gittiğimde ses çıkarmıyorlar.


Selin ailenin tek çocuğu. Babası Murat abi, kırkına yakın, çekici bir adam. Annesi de oldukça güzel. Son dönemlerde onlarda kaldığım gecelerde babasının bakışlarının sürekli üzerimde olduğunu fark etmeye başladım. Ne zaman kafa kaldırsam hayranlıkla beni izlediğini görüyordum. Aslında bu durum rahatsız etmedi beni, tam tersine hoşuma gitti.


Geçen yaz Selin ve annesi Ankara'ya dedelerini ziyarete gitmişti, ben de diğer arkadaşlarla takılıyordum. Bir gün eve dönmek için otobüs durağında beklerken yanıma bir Jip yaklaştı. Selin'in babasının arabasıydı. Camı indirip "Gül, ne yapıyorsun kızım?" dedi.


"İyiyim Murat abi, eve dönüyorum. Siz nasılsınız?" dedim.


"Ben de iyiyim, gel seni bırakayım canım. Bu kalabalıkta bekleme boşuna" dedi. Düşünmeden arabaya bindim. Duraktaki kalabalık içinde beklerken lüks jipe binip gitmek gururumu okşadı doğrusu. Eve doğru giderken "Ee, neler yapıyorsun?" dedi.


"Hiçbir şey işte, biraz dolaştım, eve dönüyorum! Teşekkürler Murat abi, bu kıyafetle o kalabalık otobüse nasıl binerim diye düşünüyordum zaten."


Kırmızı ışıkta durmuştuk. Başını çevirip kıyafetime göz attı. Ekose mini etek, askılı bluz, saç makyaj tam yerinde. Eteğimin altından uzanan bacaklarıma, bluzu altındaki dolgun göğüslerime şehvetli bakışlarla baktı.


"Haklısın, bu güzellikle bu kıyafetlerle o kalabalığa girilmez. Her yerini ellemeye kalkarlar."


"Aman abi, öyle demeyin." Yanaklarım kızardı, beğenilmekten mutlu olmuş, gülümsedim.


"Erkek arkadaşınla mı gezdin?"


"Erkek arkadaşım yok ki Murat abi!"


"Hadi ya inanmam, senin gibi güzel bir kızı sahipsiz bırakmazlar!" Elbette güzel ve seksi olduğumu biliyordum ama bunu arkadaşımın babasından, bu olgun çekici adamdan duymak göğsümü kabartmıştı. Gülümsedim.


"Vardı ama ayrıldık. Çocukça davranışları yüzünden anlaşamadık. Şu an kimse yok."


"İşte doğru söyle! Dediğin gibi çocuk daha. Senin güzelliğinin değerini bilemezler" dedi. Az sonra kendi evlerine giden yola saptı. Ben hemen "Murat abi beni eve bırakacaktınız ya? Unuttunuz galiba, size doğru gidiyoruz" dedim.


"Unutmadım canım. Seninle konuşmak istediğim şeyler var Selin'le ilgili. Bize gidelim, biraz Selin hakkında sohbet ederiz diye düşündüm."


"Bilmem ki..."


"Merak etme, sonra seni eve bırakırım! Hem bizimkiler burada değil biliyorsun. Yapayalnız eve girince canım sıkılıyor. Bana eşlik edersin" dedi.


Bir şey diyemedim. Biraz çekindim, korktum hatta. Selin hakkında arabada da konuşabilirdik. Niye eve gidiyoruz? Sonra da _aman canım, arkadaşımın babası, bana bir şey yapacak hali yok, koskoca adam, ne olabilir ki_ diye düşünüp kendimi rahatlattım.


Zaten az sonra villaya gelmiş, kumandayla açtığı demir bahçe kapısından arabayı içeri sürüyordu. Eve girdiğimizde salondaki koltuklardan birine geçip oturdum. Murat abi köşedeki mini bara gidip kendine buzlu viski hazırlarken bana da bir kadeh içki içip içmeyeceğimi sordu.


"Yok, içmeyeyim Murat abi!" dedim.


"Niye? Hiç içmedin mi daha önce?"


"İçtim ama eve gittiğimde anlarlar, kızarlar."


"Hadi canım, koskoca genç kızsın. Bir iki kadeh Malibu'dan bir şey olmaz! Selin'in en sevdiği içkidir bu, bayılır. Hem seninkiler nereden anlayacak? Rakı değil ki bu, kokusundan anlasınlar" diyerek doldurup getirdi.


Çaresiz uzattığı kadehi aldım. Tokuşturdu. Kristal kadehlerden çıkan ses hoşuma gitti.


"Hadi, sağlığına güzel prenses" diyerek bir yudumda içti.


Ben bir yudum aldım, dediği gibi içkinin tadı hoşuma gitmişti. Bacak bacak üstüne attım. Ekose mini eteğim sıyrılmıştı, aldırmadım. Kendimi büyük insan gibi, seksi bir kadın gibi hissediyordum.


Havalara girmiştim. Havadan sudan konuşuyorduk. Ben Selin'le ilgili ne konuşacak diye bekliyordum. Benim yavaş yavaş içtiğimi görünce "Bak bunu böyle içeceksin!" diyerek kendi bardağını bir seferde içti. Sonra da "Hadi sıra sende!" dedi.


Ben de kadehimde kalan içkiyi bir seferde içtim, biraz boğazım yandı ama belli etmedim. Boşalan bardağımı alıp bir duble daha doldurdu ve yanıma oturdu, bardağı bana uzattı. Onu da bir dikişte içtim.


Yavaş yavaş başım dönmeye başlamıştı. Koltukta yanıma yaklaşan Murat abinin sohbetine katılıyor, ara sıra yaptığı esprilerde kendimi tutamıyor, kahkahalar atıyordum. Gevrek gevrek gülüyordum artık, çekingenliğim tamamen gitmişti.


Üçüncü kadehi yudumlarken saçlarımı okşadığını fark ettim. Ona döndüğümde burun buruna geldik. Gözlerimin içine bakıyordu. Saçlarımı okşamayı sürdürerek "Gül, biliyor musun? Sen çok güzel bir kızsın. Harikasın. Ne zamandır seni düşünüyorum, senden çok hoşlanıyorum!" dedi.


"Murat abi ne diyorsunuz?" dedim. Zaten aramızda mesafe yoktu, iyice yaklaşmıştı bana, birden atıldı.


"Bırak şu abi lafını!" diyerek boynuma sarılıp aniden dudaklarıma yapıştı. Sert dudaklarıyla dudaklarımı eziyor, diliyle okşuyordu. İçtiği viskinin tadını aldım dilinden. Dudaklarımı zorla kurtarıp "Lütfen yapma abi!" dedim. "Daha gencim ben. Hem Selin'in arkadaşıyım, kızın yaşındayım. Selin'e birisi yapsa hoşuna gider mi?"


"Bırak şimdi Selin sürtüğünü siktir etme bana. Benim hoşuma gider mi bilmem ama azgın kızımın hoşuna gider. Bütün sınıf üstünden geçti zaten, sen de biliyorsun, ben de. Doğruyu söyle bana, yapmıyor mu?"


"Şey..."


"Kıvırma canım, gerçeği biliyorum ben. Sürtük annesi bırak cinselliğini yaşasın, karışma diyor, ben de karışmıyorum. Bekaretini vereli çok oldu kızımın. Ben seni de kızım gibi azgın sürtük zannediyordum. Gerçekten bakire misin? Bir sürü sevgilin varmış, duydum, yalan söyleme."


Bir yandan konuşuyor, bir yandan öpmeye çalışıyor, elleri her yerimde dolaşıyor, okşuyordu. Ben direnmeyi bırakmamıştım, kaçınmaya çalışıyordum.


"Murat abi, bırak lütfen. Sevgilim oldu, seviştim ama bekaretimi vermedim. Bırak beni gideyim."


"Arkadan verdin değil mi? Seninle sevişip sikmeden bırakır mı erkek dediğin? Senin gibi seksi lolitayı sikmeden bırakılır mı? Anal seks mi yaptın onlarla, söyle?"


Bir yandan öpüp okşuyor, bir yandan üzerime abanıyordu. Baskısına, ağırlığına dayanamayıp kendimi koltuğun üzerine bırakmak zorunda kaldım. Bir yandan altında çırpınıyor, bir yandan da "Bırak beni!" diyordum ama içimden de bırakmamasını, devam etmesini istiyordum.


Bir eliyle saçlarımı arkadan kavramış, sımsıkı tutup dudaklarımı yiyor, bir eli de bacaklarımda geziyordu. Zaten minicik olan ekose eteğimin altına girdi, bacak arıma elini sokup külodumun üzerinden amımı okşamaya başladı.


Yalan yok, çok ama çok müthiş zevk alıyordum. İçtiğim Malibu kadehlerinin de etkisiyle sanırım başım dönüyordu. İyice kendimi bıraktım. Direnmeyi bıraktığımı görünce durdu ve gözlerime baktı. Bir an. Sonra da dudaklarıma yapıştı. Şimdi ben de ona karşılık veriyordum.


Elini bluzumun içine sokup göğüslerimi okşadı. Daha sonra eteğimi iyice yukarı sıyırıp elini külodumdan içeri soktu. Amımı parmaklamaya başladığında ben artık aldığım zevkten inlemeye başlamıştım.


Benim kıvama geldiğimi anlayınca doğrulup beni kucağına aldı, güçlü kollarıyla kuş gibi kaldırıp yatak odasına götürdü. Yatağa bırakıp önce bluzumu, sonra da eteğimi çıkardı. Daha sonra da sütyenimi ve külodumu.


Yatakta çırılçıplak uzanmış ona bakıyordum. O da beni süzüyordu aç bakışlarla. Tepemden tırnağıma kadar her bir noktamda dolaşıyordu gözleri. Zevkle kıvrandım.


Kalktı, kendi soyundu. Az sonra üzerindekileri çıkarıp atmış, o da çıplak kalmıştı. Önündeki sertleşmiş aletini görünce heyecanlandım. Ve korktum.


Erkek arkadaşlarımla seviştiğimde onların erkekliklerini elbette görmüştüm, onlara oral seks yapıp boşaltmıştım. Ama bu şey onlarınkinden hem daha heybetliydi hem epeyce kalın ve büyüktü.


Üzerime uzanıp dudaklarımı öpmeye başladığında korkuyu da unuttum, endişelerimi de. Ben de hırsla karşılık vermeye çalıştım. Dudaklarımdan boynuma, göğüslerime, sonra da bacaklarıma geçti. Bacaklarımı ayak parmaklarıma kadar yaladı. En sona amımı bırakmıştı.


Amımı yalamaya başladığında ben artık zevkten yerimde duramıyordum, artık kızlık falan umurumda değildi. Neredeyse ısırarak dudaklarını, dilini, parmaklarını kullanarak beni çıldırtmaya başladı. Fazla dayanamadım. İlk kez bunca şiddetli bir cinsellik yaşıyordum. Ne kendimi tatmin etmeye benziyordu ne de oğlanlarla oynaşmaya.


Kasılmaya başladım. Kalçalarımı indirip kaldırıyor, başımı sağa sola sallıyor, kasıklarıma gömdüğü başını kendimden uzaklaştırmaya çalışıyordum. Çünkü öyle bir orgazm yaşıyordum ki artık dilinin klitorisimdeki teması bana işkence gibi gelmeye başlamıştı.


Bırakmadı. Orgazm kasılmalarım bitene kadar ne dilini çekti ne de dudaklarını. Ağzını kocaman am dudaklarıma kapatarak eme somura sakinleşmemi bekledi. Sonunda fırtına dindi. Beni yalayarak bana ilk orgazmımı yaşattıktan sonra tekrar üzerime uzandı "Sen de beni yalayacak mısın prensesim?" diye sordu.


"Evet!" dediğimde üstümden inip yanıma uzandı. Ben de biraz aşağıya kayıp erkekliğini tuttum titreyen parmaklarımla, başını yalamaya başladım. Ağzımı sonuna kadar açtığım halde zor sığıyordu minik ağzıma.


Bir süre yaladım, emdim. Saçlarımı tutup yönlendirmesiyle içime sokar gibi sokup çıkardım ağzıma, çıkarıp taşaklarını öptüm, yaladım. Biraz sonra kafamı kaldırıp ona baktım. Gözlerini zevkle kısmış, yaptıklarımı izliyordu.


Dayanamıyordum. Kasıklarım alev alev yanıyor, vajinama içleri kaşınıyordu. Artık içime girmesini, beni sikmesini istiyordum. O da anlamıştı bunu ve "Hazır mısın bebeğim?" diye sordu. "Seni sikmemi ister misin? Ağzına aldığın gibi içine de alacak mısın yarrağımı?"


Onun hiçbir şeyden çekinmeden en ayıp, müstehcen sözcükler kullanarak istediğini söylemesi benim içimdeki ateşi daha da alevlendiriyordu. Şimdiye kadar arkadaşımın babası, büyüğüm, olgun erkek gözüyle baktığım adamı şimdi beni becermek, sikmek isteyen bir erkek olarak görüyordum.


Her sözcüğü içimde fırtınalar koparıyor, azdırıyordu. Ben de ona aynı şekilde cevap verdim. Utanmadan, çekinmeden, sürtük bir orospu gibi.


"Evet Murat" dedim. "Hazırım. Hadi sik artık beni!"


Hemen doğrulup beni sırt üstü yatırdı. Bacaklarımı havaya kaldırıp omzuna koydu. Yarrağını bolca tükürükleyip amıma dayadığında ben heyecandan ölmek üzereydim. Artık içime girmeye başlamıştı ve ben de acı duymaya başlamıştım.


"Acıyor!" dediğimde "Merak etme güzelim, birazdan geçer!" dedi ve bastırmaya devam etti. Kızlığım bozuluyordu artık, bir fazlalıktan kurtuluyordum. Canım yanmaya başlamıştı ama. Zarıma dayanan aleti artık acı vermeye başlamıştı. Can havliyle boynuna sarılıp "Ahhh! Çıkar lütfen, çıkar!" diye bağırdım.


O ise yatıştırıcı bir ses tonuyla "Sabret aşkım. Sabret canım, dişini biraz sık. Şimdi bir şeyin kalmayacak, birazdan zevkten öleceksin!" diyerek yarrağının hepsini birden içime kökledi.


Acıdan tırnaklarımı sırtına geçirmişim. Bana kenetlenip bir süre hareketsiz kaldı. Sonra yavaş yavaş gidip gelmeye başladı. Çok yavaş. İncitmekten korkuyordu sanki az önce bıçak gibi erkekliğini bana saplayan o değilmiş gibi. Sonunda acım yavaş yavaş geçti, ben de hafif hafif zevk almaya başladım.


Daha sonra bacaklarımı omuzlarından aşağı düşürüp üzerime uzandı ve dudaklarımı öpmeye başladı. Ama halen amıma sokup çıkarıyordu. Ben de bacaklarımı beline doladım. O kadar çok zevk almaya başlamıştım ki "Offf, harikasın Murat abi. Çok güzel sikiyorsun. Çok zevk alıyorum. Hadi sik beni!" dedim.


Ben öyle deyince kudurdu adeta. Üstümde inip kalkmaya, daha hızlı gidip gelmeye başladı. Ve çok geçmeden sikinin verdiği zevke dayanamadım, yine orgazm kasılmaları başladı. Kasıklarımız çarpışıyor, klitorisimi eze eze, vajinama diplerine vurdura vurdura sikiyordu beni. İliklerime kadar, feryatlar içinde boşaldım.


Anladığım kadarıyla o da gelmek üzereydi. Birden doğrulup yarrağını amımdan çıkardı ve hızlı hızlı penisini sıvazlamaya başladı. Erkek aslan gibi kükreyerek, nara atarak göbeğimin üzerine doğru boşaldı. Penisinin ucundan fışkırmaya başlayan meniler yüzüme kadar gelmişti.


Boşalması bitince yanıma uzanıp yattı. İkimiz de nefes nefese kalmıştık. Elimi amıma götürüp yokladığımda zevk sularımla beraber kan geldiğini gördüm. Amımdan süzülüp yatağa damlıyordu. Hemen yataktan kalktım.


"Ne oldu?" dedi. Elimle yatağı gösterdim.


"Olsun canım, çarşafı toplar atarız! Hadi sen bir duşa gir!" dedi.


Ebeveyn banyosundaki duşa girip güzelce her yerimi temizledim. Havluya sarılıp çıktığımda yatakta yoktu. Salona gittim. Oturmuş viski içiyordu. Yanına oturdum ve "Ne yapacağız şimdi, kızlığım gitti?" dedim.


"Merak etme, evleneceğin zaman diktiririz!" dedi, sonra da kanlı yarrağını gösterip "Ben de duşa gireyim!" dedi. Duştan çıktığında "Beni eve bırakır mısın?" dedim.


"Bu gece burada kalsana? Evdekilerin haberi var mı bizimkilerin Ankara'da olduğundan?" dedi. Düşündüm bir an. Ailemin haberi yoktu gerçekten de.


"O zaman annemi arayım, Selin'lerde kalacağım diye!" dedim ve aradım. Ailemden izin aldığımı söyleyince yüzündeki sevinç ifadesi görülmeye değerdi.


"O halde devam edelim, işimiz daha bitmedi!" diyerek üzerimdeki havluyu çekti ve öpmeye başladı.


O gün gece yarısına kadar dinlenip dinlenip sikiştik. Ertesi günü öğlen beni öperek uyandırdı "Hadi kalk güzelim. Duşunu al, kahvaltı yapalım. Sonra da seni eve bırakayım, merak etmesinler!" dedi.


"Tamam!" deyip kalktım, duş aldım. Kahvaltıdan sonra beni eve bıraktı. Arabadan inerken bir miktar para uzattı.


"Bu ne?" diye sorduğumda "Bak prensesim, sakın yanlış anlama beni. Bu sadece belki ihtiyacın olur diye" dedi.


Kendimi bir an orospu gibi hissettim. Ama yaşadığım zevki ve kızlık belasından kurtulduğumu düşününce gülümseyip aldım parayı.


Murat abi ile hala fırsat yaratıp sevişiyoruz. Hatta onlarda kaldığım günlerde bile ne yapıyor ediyor, bir punduna getiriyor, hemen ayak üstü sikiveriyor!