Annemi siktiler
Ben 10 yaşındaydım o zamanlar, hayatın karmaşık yanlarını anlamayacak kadar küçüktüm. Hatırladığım kadarıyla her şey masum bir alışveriş günüyle başladı. Annemle birlikte şehrin kalabalık çarşısına gitmiştik; bana yeni bir pantolon ve tişört almak istiyordu, yaz tatili yaklaşmıştı ve okul forması dışında bir şey giymek istiyordum. Annem her zamanki gibi güzeldi; uzun siyah saçları arkadan toplu, beyaz teni porselen gibi parlak, ince beli kıvrımlı, küçük ama dik göğüsleri, uzun bacakları ve o muhteşem yüzüyle adeta bir film yıldızı gibiydi. Gözleri yeşilimsi mavi, kirpikleri uzun, dudakları doğal kırmızı; gülümsediğinde herkes dönüp bakardı. O gün 32 yaşındaydı sanırım, ama 25 gösteren bir kadın. Üzerinde hafif bir bluz, diz üstü etek ve topuklu ayakkabılar vardı; yürürken kalçaları hafifçe sallanır, bacakları incecik çoraplarının altında kusursuz görünürdü.
Alışverişe çıktığımızda hava sıcaktı, yazın başıydı. Birkaç mağaza gezdik, bana bir şeyler aldıktan sonra annem "Şimdi sıra bende" dedi gülerek. Kendine yeni bir bluz veya etek bakacaktı. Küçük bir butiğe girdik; içerisi loş, raflar dolu dolu kıyafetlerle kaplı, hafif bir parfüm kokusu yayılıyordu. Tezgahın arkasında esmer, uzun boylu, yakışıklı bir adam vardı; omuzları geniş, kolları kaslı, yüzü temiz traşlı, gözleri siyah ve derin. Annemi görür görmez tanıdı, "Aaa, Sena! Ne güzel sürpriz, hoş geldin!" diye seslendi, sesi sıcak ve samimiydi. Annem de gülümsedi, "Kadir, sen mi buradasın? Ne zamandır görüşmüyorduk!" dedi. Konuşmalarından anladım ki liseden eski arkadaşlarmış; o zamanlar 17-18 yaşlarında olmalıydılar, belki sınıf arkadaşı, belki daha yakın bir şey.
Adam –Kadir abi– anneme sarıldı hafifçe, koklaşır gibi oldular, annemin yanağına bir öpücük kondurdu. Ben yanlarında uslu uslu duruyordum, canım sıkılıyordu ama bir şey diyemiyordum. Oturduk, çay söyledi Kadir abi, sohbet etmeye başladılar. Eski günleri yad ediyorlardı; lise anıları, partiler, gezmeler… Kadir abi anneme bakarken gözleri parlıyordu, bakışları normal bir arkadaş bakışı değildi, sanki annemi yiyecek gibiydi. Annem de gülüyor, saçlarını geriye atıyor, bacak bacak üstüne atıyor, eteği hafif sıyrılıyordu. Ben küçük olduğum için anlamıyordum ama içimde bir kıskançlık vardı; babam anneme bu kadar ilgi göstermezdi.
Çaylar içildikten sonra annem kıyafet bakmaya başladı. Bluzlar, tişörtler deniyordu; deneme kabini perdelikti, eski moda, perde tam kapanmıyordu, kenarda küçük bir aralık kalıyordu. Annem içeri girip soyunuyor, yeni kıyafeti giyiyor, dışarı çıkıp Kadir abiye gösteriyordu: "Nasıl oldu?" diye soruyordu. Kadir abi her seferinde "Harika, sana yakışmış" diyordu, ama gözleri annemin vücudunda geziniyordu. Annem perdeyi açtığında, kıyafet değiştirmek için acele ederken, sutyeni veya külodu görünebiliyordu; beyaz dantelli iç çamaşırları vardı, vücudu pürüzsüzdü. Kadir abi hiç kaçırmıyordu, perde aralığından içeriyi dikizliyor, annemi soyunurken izliyordu. Ben fark ettim ama bir şey diyemedim; çocuk aklımla "Neden bakıyor ki?" diye düşünüyordum.
Annem evde de rahat bir kadındı; yazın sıcak günlerde evde sadece külotla dolaşırdı, küçük göğüsleri serbest, kalçaları sallanırdı. Banyodan çıktıktan sonra havlusunu açar, çıplak kurulanır, vücuduna krem sürer, bacaklarına ağda yapar, ben yanındayken umursamazdı. "Sen benim oğlumsun, utanma" derdi. Hatta sutyenini takarken sırtını döner, kancaları bana bağlattırırdı. Ama yabancı bir adamın annemi izlemesi içimi rahatsız ediyordu; babam bile anneme bu kadar bakmazdı. Gece yatak odalarında tartışmalarını duyardım; annem "Bana bakmıyorsun, ilgi göstermiyorsun" diye ağlardı, babam "Yorgunum" derdi.
Kadir abi anneme "Etek bakalım mı?" dedi, annem "Evet, güzel bir şey olsun" dedi. Birkaç etek çıkardı, annem denedi. Sonuncusu diz üstü dar bir etekti, yandan derin bir yırtmaç vardı, annemin uzun bacakları kasıklarına kadar açılıyordu. Annem aynada baktı, "Harika ama kocam izin vermez bu yırtmaça" dedi üzgün. Kadir abi "Kısaltabiliriz belki" dedi, annemin önüne diz çöktü, yırtmaçlı bacağı öne çıkardı. Ellerini annemin bacağına koydu, eteği çekiştiriyor, ölçü alıyor gibi yapıyordu ama elleri okşuyormuş gibi geziniyordu bacaklarında, yüzü annemin kasıklarına yakın, nefesi değecek kadar. Annem sabırsızlandı, "Olur mu?" diye sordu. Kadir abi "Model bozulur, olmaz" dedi.
Annem üzüldü, eteği çok beğenmişti. Kadir abi "Aşağıda depoda daha fazla çeşit var, inip bakalım mı?" dedi. Annem eteği çıkarmadan, üstünde tişörtle "Tamam" dedi, aşağı indiler. Kadir abi bana döndü: "Ufaklık, sen burada bekle, dükkana göz kulak ol. Müşteri gelirse kapalıyız de, tamam mı? Annenle eteklere bakıp 10 dakikaya geliriz." Ben "Tamam" dedim. Ama merak ettim, bir dakika sonra arkalarından gittim, merdivenlerden sessizce indim, kafamı uzattım.
Aşağı depo gibi bir yer, raflar dolu eteklerle, loş ışık. Annem raflara bakıyor, etekleri eline alıyor, inceliyor; dar etek üstünde, kalçaları daha belirgin, yürürken sallanıyor. Kadir abi arkasında, gözleri annemin poposunda, elini önüne koymuş, sikini ovuşturuyor, önü kabarık. Usulca yaklaştı, arkadan annemin belini kavradı, sarıldı. Annem "Kadir napıyorsun, dur!" dedi, çırpındı hafif. Kadir abi "Seni çok özledim sevgilim, dayanamıyorum, bir saattir azdırdın beni" dedi, boynunu öpüyor, kulak memesini emiyor.
Annem "Yapma, o günler lisedeydik, gençlikti, şimdi ikimiz evliyiz, olmaz" dedi ama sesi zayıftı. Kadir abi dinlemiyor, bir eliyle göğüslerini sıkıyor, diğer eliyle eteğini sıyırıyor, bacaklarını okşuyor. Annem gözlerini kapadı, dudaklarını ısırdı, "Kanıma girme, sana karşı koyamıyorum, delirtiyorsun beni" dedi. Kadir abi annemi duvara yasladı, eteğini beline sıyırdı, külodunu indirdi, annemin süt beyaz kalçaları ortaya çıktı. Annem kurtulmaya çalışıyor ama Kadir abi güçlü, bastırıyor.
Kadir abi pantolonunu indirdi, sikini çıkardı; kocaman, kalın, damarlı, başı mosmor. Tükürükledi, annemin amına sürttü, yavaşça soktu. Annem "Ah, Kadir, çok büyüksün, canımı yakıyorsun" diye inledi ama kaçmadı. Kadir abi kökledi, annem irkildi, acı acı inledi. Sonra gidip gelmeye başladı, annem "Oh, devam et, zevk ver bana" diye fısıldadı. Kadir abi hızlandı, kalçalarını tokatlıyor, yoğuruyor, "Ne güzel götün var, liseden beri özledim" diyor. Annem inliyor, kalçalarını sallıyor, "Sik beni, eskisi gibi becer" diyor. Kadir abi boşalırken sikini çıkardı, annemin ağzına verdi, annem emdi, dölleri yuttu.
Ben şok içinde yukarı kaçtım. Annem yukarı geldi, yüzü kıpkırmızı, saçları dağınık, aynada düzeltti, kıyafet değiştirdi, çıktık. Eve gidince duşa girdi. Çıktığında havluya sarılı, yanıma oturdu, saçlarını kuruladı. "Ne oldu tatlım?" dedi. "Anne, neden o adamla öpüştün? Sana kötü şeyler yaptı" dedim. Annem "Bizi mi izledin?" dedi, sarıldı. "Evet, pipisini soktu, ağlattı seni." Annem gülümsedi: "Bebeğim, unut, babana söyleme. O beni sevdiği için yaptı, hoşuma gitti." "Peki" dedim.
Ama o son olmadı. Babam işteyken eve amcalar geliyordu; bazen tek, bazen iki. Annem beni odama kilitliyor, "Uslu dur" diyordu. Sesleri duyuyordum; kahkahalar, inlemeler. Gizlice izliyordum; annem çıplak, amcalar çıplak, öpüşüyorlar, memelerini emiyorlar, annem pipilerini emiyor, bacaklarını açıp sokuyorlar. Annem kıvranıyor, "Sik beni, daha sert" diyor.
Bir gece yine sesler geldi, kalktım, kapı aralığından izledim. Annemle aynı abi –kalın sikli– yatakta; abi annemin üstünde, belini indirip kaldırıyor, annem inliyor. Ama babam da oradaydı! Çıplak, yatağın kenarında oturuyor, eli sikinde, onları izliyor. Annem elini uzatıp babamın sikini tuttu, emmeye başladı. Abi annemi sikiyor, babam annemin ağzında. Babam "Karım, zevk alıyor musun?" diyordu, annem "Evet, sikini seviyorum, sen izle" diyordu. Abi "Kocan izlesin, karını nasıl sikiyorum" diyordu, hızlandı. Annem iki sik arasında inliyor, abi boşaldı içe, babam ağza. Ben girdim: "Babacım sen de gelmişsin." Üçü şok oldu, örtündüler. Babam beni odama götürdü, kilitledi.
Sonra yatılı okula gönderdiler. Annemi bir daha görmedim o şekilde. Babamla ayrıldılar, annem o abiyle gitti. Annemin güzelliği başına bela oldu.